Paylaşımın Düşlerle birleştiği nokta !
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

Paylaşımın yeni adresi !


Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Senaryo Nedir ?

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1;) Senaryo Nedir ? Perş. Şub. 05, 2009 5:28 pm

Admin

Admin
Administrator
Administrator

I. Herkes Senarist Olabilir mi?
Yazar olmak için doğuştan yetenekli olunması gerektiği yönünde bir
önyargı vardır. Gerçekten de, bazıları bu işi bizden daha iyi
kıvırıyormuş ya da biz çok yeteneksizmişiz duygusuna kapılırız sıkça.
Fakat bunu en iyi haliyle bir tür alçakgönüllülük, en kötü haliyle de
bir bahane olarak görmek gerekir. Gerçek hayatta sıkça 'yazarız'
-örneğin yalanlar uydururken ya da başkaları için çaktırmadan
çöpçatanlık yaparken- ve bu 'yazdıklarımız' başkalarınca çok kereler
'yutulduğuna' göre, başlangıç için hiç de fena olmayan bir donanıma
sahibizdir. Kısacası: Senaryo yazımı öğrenilebilir ve zamanla
uzmanlaşılabilir bir şeydir. Önemli olan, bunun için gereken zaman ve
çabayı göze alıp almadığınızdır.

II. Senaryo Yazımını Diğer Sanat Yazarlıklarından Ayıran Nedir?
Yine de senaryo yazımını, gündelik hayatta 'yazdıklarımızdan' belli
yönleriyle ayırt etmek gerekir. Senaryolar da hikaye anlatırlar, ama bu
hikayeler belli bir anlatım aracına uygun olacak şekilde yazılmak
zorundadır. Bu araç da -sakın bilmiyorum demeyin!- sinema ya da diğer
bir deyişle filmdir. Bu ise yazma edimini hem biçimsel hem de özsel
anlamda kimi değişikliklere uğratır.
Cyrano de Bergerac'ın umutsuz ama bir o kadar da soylu aşkını konu alan
bir roman, bir film, bir radyo oyunu, bir piyes ya da çizgi roman
karşılaştırıldığında, farklı bir anlatım aracının, yazma biçimini nasıl
etkilediği kolayca anlaşılır. Örneğin piyes yazarı, mekan seçimi
konusunda, roman yazarı, çizgi roman yazarı ya da senarist kadar özgür
olmayacaktır. Bunun başlıca nedeni, oyunun sahnelenme/sunuluş
biçimidir. Piyeste bir mekandan diğerine geçiş, sahne dekorunun
değiştirilmesi anlamına gelir öncelikle. Fakat dekoru oyun süresince
değiştirmek zor ve sıkça yapılamayacak bir şeydir. Öyleyse piyes
yazarı, konuyu az sayıda mekanda anlatılacak biçimde yoğunlaştıracak ve
işlevleri, gösterilemeyen kimi sahne ve mekanlara ilişkin 'haberler'
getirmek olan yardımcı karakterler kullanacaktır sözgelimi. Diğer bir
deyişle, anlatım aracının fiziksel doğası, anlatım araç ve tekniklerini
de etkilemektedir. Aynı hikayeyi radyo oyunu biçiminde yazan birisi ise
başka türlü güçlüklerle karşılaşacaktır. Tiyatrocunun mimik ve
jestlerle anlatabileceği şeyleri o, ses ve sözle anlatmak zorunda
kalacaktır. Bu ise, kendine has başka anlatım araç ve tekniklerine
başvurmayı gerektirecektir. Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere,
senaryo yazarı da kendi anlatım aracı olan film ve sinemanın kimi
sınırlamaları çerçevesinden düşünmek ve kurmak zorundadır öyküsünü.
Eklemekte yarar var: kimi düşünürlere göre, yaratıcılık tam da bu
sınırlama ile mümkün olur.

III. Senaryo Yazarlığının/ Sinema Dramaturjisinin İki Boyutu: Anlatı ve Sinematografi
Bu bağlamda, film için öykü yazmanın, diğer bir deyişle sinema
dramaturjisinin iki boyutundan söz etmek mümkündür. Bunlardan ilki
anlatı boyutu, diğeri ise sinematografi boyutudur. Senarist hem anlatı
bilgisine, hem de sinematografi bilgisine sahip olmak zorundadır.

Sinema Dramaturjisi, Anlatı, Sinematografi
Senaristin öncelikle bilmesi gerektiği ve zamanla kendisinin de
keşfedeceği şey, bunların birbirinden ayrılamayacak denli iç içe
olduğudur. Durum böyle olunca, senaristi çifte bir görev beklemektedir.
Bir yandan 100 yılı aşkın bir sinematografik birikimin görsel
hazinesini keşfetmek ve tanımak zorundadır, öte yandan ise kökleri
belki de mağara insanına dek uzanan bir anlatı geleneğinin
kazanımlarını göz önünde tutmak zorundadır.
Senaryo yazımını öğrenmek için bir yerlerden başlanacaksa, belki de en
iyisi yine de anlatı'dan başlamaktır. Senarist görüntülerle anlatır, bu
doğru ama bunun için önce anlatmayı bilmek zorundadır. Chion, "Film
senaryosu, anlatı sanatının sinemaya özgü bir uygulamasıdır" derken,
'sinemaya özgü' biçimindeki vurgusu, 'anlatı sanatı' sözcüğünün önemini
kolayca unutturabilir. Anlatı sanatının temel kurallarını iyi
bilmeyenler, onu sinemaya özgü biçimde kullanmakta zorlanacaklardır
kuşkusuz.

IV. Bir Senaryoda Bulunması Gereken Temel Unsurlar
Senaryo yazımında göz önünde tutulması gereken bir kaç temel unsurdan söz edilebilir
Kitlesellik: Çok kişi tarafından anlaşılma ve beğenilme.
Popülerlik: Güncel sorunları hissettirme, duygusal yönden cezbetme ve asgari müştereklerde buluşma.
Özlülük: Özlü ve somut bir yazım biçimi benimseme, sadece görülen ve
işitilenler yer verme, ekranda aktarılamayan şeylerden kaçınma ve
dramatik işlevi olmayan sahneleri çıkarma.
Mantıklılık: Olaylar ve olayların sıralanışında mantıklı ve tutarlı
olma, dramatik yönden kanıtlanamayan rastlantı ve olaylara yer vermeme.
Görsellik: Görsel yönün detaylı ve somut biçimde yazılması ("Bir kez görmek, bin kez işitmekten iyidir")
İşitsellik: Diyalog dışında, ses, müzik ve efektin olanaklarını kullanma.
İlginçlik: Konunun ilginç olması.
Seyirciyi göz önünde bulundurma: Önemli olan seyircinin
hissettikleridir. Seyircinin olaya katılımı sağlanmalı. Ancak
seyircinin olayları istediğimiz gibi algılayacağı ya da yorumlayacağı
konusunda garanti yoktur.
Gerçekçilik: Olayların gerçek haliyle yansıtılmasını ya da gerçek
olaylardan yola çıkılmasını değil, filmdeki olayların izleyiciye
gerçekçi gelmesi anlamında gerçekçilik.
İnanılırlık: Somut olayların inanılır biçimde sunulması ve karakterlerin kişiliklerine uygun biçimde davranmaları.
Didaktiklikten kaçınma: Film ders vermeye başladığında itici olur.
Yargınızı doğrudan izleyiciye bildirmektense, izleyicinin bu yargıya
ulaşacağı bir öykü yapısı kurun. Öğretmen parmağını sallamaktan
kaçının, "Kör, gözüm parmağına" olmasın.

http://www.rockturk.eniyiforum.org

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Similar topics

-

» Tiyatro Nedir?

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz